AB'NİN SEKTÖRE BAKIŞI

Avrupa Birliği Şeker Rejiminde yaşanan son gelişmeler son zamanlarda oldukça geniş yankı uyandırmıştır. Şeker sektörünün yanı sıra, geniş kitlelerin ilgisi bu konuya yoğunlaşmıştır.

Ulusal basına yansıdığı gibi bu konu sadece şeker fiyatları ile ilgili değildir. Globalleşme sürecinde Dünya Ticaret Örgütünün gelişmiş ülkelere ve tarımını yüksek gümrük vergileri ile koruma altına almış diğer ülkelere olan tarımsal destekleri azalmıştır. Bu baskılar AB ülkelerini de olumsuz etkilemiştir. Dünya tarımında bunlar yaşanırken Birliğin genişleme sürecindeki yapısal sorunlarından kaynaklanan değişimler ve uygulamada yaşanan aksaklıklar da, AB şeker sektörü için reformu gündeme getirmiştir. AB'nin bu kararları almasında Dünya Ticaret Örgütünün daha çok serbestleşme yönünde getirdiği uygulamaların yanı sıra ACP(1) ülkeleri ile yapılan Lome anlaşması ve 2009 yılında yürürlüğe girecek LDC(2) ülkeleri ile yapılan EBA anlaşmalarının önemli etkisi olmuştur.

Bu anlaşmalar gereği AB'nin ACP ülkelerinden halen ithal ettiği 1,3 milyon ton ve LDC ülkelerinden ithal edeceği 2,2 milyon ton şeker nedeniyle, kendi ürettiği talep fazlası şekeri kısmak istemektedir. Başka bir deyişle AB dâhili tüketim kadar şeker üretiminden vazgeçmemektedir.

Bunun sonucunda kendi ürettiği 3 milyon ton civarındaki fazla şekerin ihracatının sübvanse edilmesinden kaynaklanan yaklaşık 1,5 milyar Euro finansman yükünün azalacak olması, buradan sağlanacak gelirinde kırsal kalkınma ve doğrudan gelir desteği olarak üreticiye yönlendirilmesi, reformların ekonomik boyutunu ortaya koyması açısından önemlidir.

AB ülkeleri tarım bakanlarınca imzalanan ve AB konseyi tarafından imzalanması sonrası uygulanmaya başlanacak olan reform sonrasında AB'ndeki fiyat düşüşleri ülkemizde algılandığı gibi hemen değil, kademeli olarak ve 4 yıla yayılarak uygulanacaktır. Şeker fiyatlarında 2006/2007 pazarlama yılından başlamak üzere ilk yıl %20, ikinci yıl %27.5, üçüncü yıl %35, dördüncü yıl %36 oranına ulaşmak üzere indirim yapılacaktır. Diğer taraftan oluşacak fiyatlar iç piyasa fiyatları olmayıp, gösterge niteliğindeki referans fiyatlardır. AB ülkelerindeki yurtiçi satış fiyatları bugün olduğu gibi bundan sonrada ülkelerin kendi piyasa şartlarına göre ayrıca belirlenecektir.

Yapılacak olan şeker reformu bir süre sonra Türkiye şeker sektörünü de yansıyacak ve sektör dolaylı olarak etkilenme durumunda kalınacaktır. En büyük pancar şekeri üreticisi olan AB'nde nihai olarak söz konusu reformda öngörülen; pancar ve şeker fiyatlarında %36 oranında indirime yönelik fiyat düzenlemeleri karşısında ülke şeker sektörünün sürdürülebilmesi; üretim ve işleme maliyetlerinin düşürülmesi yönündeki tedbirlerin bir an önce alınması gerekmektedir.

AB şeker reformu, sektörde yer alan kesimleri mağdur etmeyecek kayıplarını azami ölçüde karşılayacak tedbirleri de beraberinde getirmiştir. Bu kapsamda üreticinin kaybı pancar fiyat indiriminin ortalama %64,2 sine karşılık gelecek düzeyde tazmin edilecektir. AB şeker fabrikaları ile izoglikoz ve inülin şurubu üreticileri için, 4 yıl sürecek bu programın olumsuz sosyal ve çevresel etkilerini gidermek amacıyla fabrika kapatmayı ya da üretimden vazgeçmeyi teşvik edecek ödemeleri içeren gönüllük esasına dayalı bir yeniden yapılandırma programı uygulanacaktır. Bu program dâhilinde şeker üretiminden vazgeçecek fabrikalara, ilk iki yıl ton başına 730 Euro, üçüncü yıl 625 Euro, son yılda ise 520 Euro teşvik verilecektir.

Türkiye tarımı ve bu yönde oluşturulacak politikalar; DTÖ Tarım Anlaşması ve AB üyelik sürecinde yeniden şekillenecektir. Dünya şeker sektöründe meydana gelen köklü değişimler, sektörün yönetiminde ve her düzeyde yenilenmeyi zorunlu kılacaktır. AB'nde bu gelişmeler yaşanırken, her yıl yarım milyona yakın pancar üreticisinin pancar ektiği ülkemizde sektörün sürdürülebilirliğinin; ancak en düşük maliyetle, en yüksek verimlilik şartlarına bağlıdır.

Sektörün kurulu kapasitesi yanında, üretim ve ihracat potansiyelini de göz ardı emeksizin şeker kanunu hazırlıklarında bugüne ısrarla üzerinde durulan; sektörün kendi kendini finanse etmesi ile ilgili yasal düzenlemelerin yapılması, DTÖ görüşmelerinin sektörü yoğun ithalat baskısından koruyacak en az tarife indirimiyle sonuçlanması ve AB tarım müzakerelerinde şekerin hassas ürün kapsamına alınması sektörün devamlılığı açısından oldukça önemlidir.

Ülkemizde Nişasta Bazlı Şekerler için uygulanmakta olan kotanın üyelik öncesi AB ile uyumlu hale getirilmesi, AB ülkelerinin şeker sektöründe uyguladığı verimi ve verimliliği artıran mekanizmaların ve kullanılan argümanların, ülkemiz sektöründe de uygulanması, reform sonrası Ülke Şeker Sektörü'nün rekabet gücünü AB'ne karşı artıracaktır.

AB ile müzakerelerde tarım en önemli konulardan biridir ve bu müzakere konusunun öncelikle ülke içinde tartışılma sürecinin oluşmasında önemli bir gelişme olarak değerlendirilmelidir. Ayrıca, AB'ne üye olsun ya da olmasın Türkiye'nin tarımda ve sektörel bazda yapısal b,r dönüşüm geçirmesi kaçınılmazdır. AB'ne üyelik, söz konusu yapısal dönüşümleri hızlandıracaktır.

Sonuç olarak AB şeker reformu sonrasında ülkemizde pancar ve şeker üretiminde devamlılık; üreticiden tüketiciye uzanan hizmetin her aşamasında sanayiyi ayakta tutan, sektörle ilgili kesimlerin zarar görmesine izin vermeden, ekonomi kurallarına göre işleyen bir yapının kurulmasıyla mümkündür.

web tasarım: xpur.com